Tel: (0216) 492 63 10
İlkyardım Dersi
GENEL İLKYARDIM BİLGİLERİ
İlkyardım nedir?
Herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun kötüye gitmesini önleyebilmek amacı ile olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın, mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamalardır.
Acil tedavi nedir?
Acil tedavi ünitelerinde, hasta/yaralılara doktor ve sağlık personeli tarafından yapılan tıbbi müdahalelerdir.
 İlkyardım ve acil tedavi arasındaki fark nedir?
Acil tedavi bu konuda ehliyetli kişilerce gerekli donanımla yapılan müdahale olmasına karşın, ilkyardım bu konuda eğitim almış herkesin olayın olduğu yerde bulabildiği malzemeleri kullanarak yaptığı hayat kurtarıcı müdahaledir.
İlkyardımcı kimdir?
İlkyardım tanımında belirtilen amaç doğrultusunda hasta veya yaralıya tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut araç gereçlerle, ilaçsız uygulamaları yapan eğitim almış kişi ya da kişilerdir.
İlk yardımın öncelikli amaçları nelerdir?
> Hayati tehlikenin ortadan kaldırılması,
> Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesinin sağlanması,
> Hasta/yaralının durumunun kötüleşmesinin önlenmesi,
> İyileşmenin kolaylaştırılması.
İlkyardımın temel uygulamaları nelerdir?
İlkyardım temel uygulamaları Koruma, Bildirme, Kurtarma (KBK) olarak ifade edilir.
Koruma:
Kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek için olay yerinin değerlendirilmesini kapsar. En önemli işlem olay yerinde oluşabilecek tehlikeleri belirleyerek güvenli bir çevre oluşturmaktır.
Bildirme:
Olay / kaza mümkün  olduğu kadar hızlı bir şekilde telefon veya diğer kişiler aracılığı ile gerekli yardım kuruluşlarına bildirilmelidir. Türkiye'de ilkyardım gerektiren her durumda telefon iletişimleri, 112 acil telefon numarası üzerinden gerçekleştirilir.
 
112 nin  aranması sırasında nelere dikkat edilmelidir?
> Sakin olunmalı ya da sakin olan bir kişinin araması sağlanmalı,
> 112 merkezi tarafından sorulan sorulara net bir şekilde cevap verilmeli,
> Kesin yer ve adres bilgileri verilirken, olayın olduğu yere yakın bir caddenin ya da çok bilinen bir yerin adı verilmeli,
> Kimin, hangi numaradan aradığı bildirilmeli,
> Hasta/yaralı(lar)ın adı ve olayın tanımı yapılmalı,
> Hasta/yaralı sayısı ve durumu bildirilmeli,
> Eğer herhangi bir ilkyardım uygulaması yapıldıysa nasıl bir yardım verildiği belirtilmeli,
> 112 hattında bilgi alan kişi, gerekli olan tüm bilgileri aldığını söyleyinceye kadar telefon kapatılmamalıdır.
Kurtarma (Müdahale):
Olay yerinde hasta / yaralılara müdahale hızlı ancak sakin bir şekilde yapılmalıdır.
İlkyardımcının müdahale  ile ilgili öncelikli yapması gerekenler nelerdir?
> Hasta / yaralıların durumu değerlendirilir (ABC) ve öncelikli müdahale edilecekler belirlenir,
> Hasta/yaralının korku ve endişeleri giderilir,
> Hasta/yaralıya müdahalede yardımcı olacak kişiler organize edilir,
> Hasta/yaralının durumunun ağırlaşmasını önlemek için kendi kişisel olanakları ile gerekli müdahalelerde bulunulur,
> Kırıklara yerinde müdahale edilir,
> Hasta/yaralı sıcak tutulur,
> Hasta/yaralının yarasını görmesine izin verilmez,
> Hasta/yaralıyı hareket ettirmeden müdahale yapılır,
> Hasta/yaralının en uygun yöntemlerle en yakın sağlık kuruluşuna sevki sağlanır (112) (Ancak, ağır hasta/yaralı bir kişi hayati tehlikede olmadığı sürece asla yerinden kıpırda- tılmamalıdır).
İlkyardımcının özellikleri nasıl olmalıdır?
Olay yeri genellikle insanların telaşlı ve heyecanlı oldukları ortamlardır. Bu durumda ilkyardımcı sakin ve kararlı bir şekilde olayın sorumluluğunu alarak gerekli müdahaleleri doğru olarak yapmalıdır. Bunun için bir ilkyardımcıda aşağıdaki özelliklerin olması gerekmektedir:
> İnsan vücudu ile ilgili temel bilgilere sahip olmalı,
> Önce kendi can güvenliğini korumalı,
> Sakin, kendine güvenli ve pratik olmalı,
> Eldeki olanakları değerlendirebilmeli,
> Olayı anında ve doğru olarak haber vermeli (112 yi aramak),
> Devredeki kişileri organize edebilmeli ve onlardan yararlanabilmeli,
> İyi bir iletişim becerisine sahip olmalıdır.
 
Hayat kurtarma zinciri nedir?
 
Hayat kurtarma zinciri 4 halkadan oluşur. Son iki halka ileri yaşam desteğine aittir ve ilkyardımcının görevi değildir.
1. Halka - Sağlık kuruluşuna haber verilmesi
2. Halka - Olay yerinde Temel Yaşam Desteği yapılması
3. Halka - Ambulans ekiplerince müdahaleler yapılması
4. Halka - Hastane acil servislerinde müdahale yapılmasıdır.
İlkyardımın ABC si nedir?
Bilinç kontrol edilmeli, bilinç kapalı ise aşağıdakiler hızla değerlendirilmelidir:
A. Hava yolu açıklığının değerlendirilmesi
B. Solunumun değerlendirilmesi ( Bak-Dinle-Hisset)
C. Dolaşımın değerlendirilmesi (Şah damarından 5 saniye nabız alınarak yapılır)
(2)
HASTA/YARALININ VE OLAY YERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
İlkyardımcının bilmesi gereken ve vücudu oluşturan sistemler nelerdir?
İlkyardımcının insan vücudu, yapısı ve işleyişi konusunda bazı temel kavramları bilmesi, ilkyardımcı olarak yapacağı müdahalelerde bilinçli  olmasını kolaylaştırır.
Hareket sistemi: Vücudun hareket etmesini, desteklenmesini sağlar ve koruyucu görev yapar. Hareket sistemi şu yapılardan oluşur:
> Kemikler
> Eklemler
> Kaslar
Dolaşım sistemi: Vücut dokularının oksijen, besin, hormon, bağışıklık elemanı ve benzeri elemanları taşır ve yeniden geriye toplar. Dolaşım sistemi şu yapılardan oluşur:
> Kalp
> Kan damarları
> Kan
Sinir sistemi: Bilinç , anlama, düşünme, algılama, hareketlerinin uyumu, dengesi ve solunum ile dolaşımı sağlar. Sinir sistemi şu yapılardan oluşur:
> Beyin
> Beyincik
> Omurilik
> Omurilik soğanı
 
Solunum sistemi: Vücuda gerekli olan gaz alışverişi görevini yaparak hücre ve dokuların oksijenlenmesini sağlar. Solunum sistemi şu organlardan oluşur:
> Solunum yolları
> Akciğerler
 
Boşaltım sistemi: Kanı süzerek gerekli maddelerin vücutta tutulması, zararlı olanların atılması görevlerini yaparak vücutta iç dengeyi korur. Boşaltım sistemi şu organlardan oluşur:
> İdrar borusu
> İdrar kesesi
> İdrar kanalları
> Böbrekler
 

Sindirim sistemi: Ağızdan alınan besinlerin öğütülerek sindirilmesi ve kan dolaşımı vasıtasıyla vücuda dağıtılmasını sağlar. Sindirim sistemi şu organlardan oluşur:
 Dil ve dişler
 Yemek borusu
 Mide
 Bağırsaklar
 Karaciğer
 Safra kesesi
 

Yaşam Bulguları İle İlgili Önemli Göstergeler Nelerdir?
Hasta/yaralıyı değerlendirmeden önce yaşam bulgularının anlamlarının bilinmesi gerekmektedir. Çünkü  bu bulguların var veya yok olması yapılacak müdahaleler için önem taşımaktadır.Yaşam bulguları dediğimizde, hasta/yaralının;
      Bilinci,
     Solunumu,
     Dolaşımı,
    Vücut Isısı,
    Kan Basıncından söz edilmektedir.
Bilinç  Durumunun Değerlendirilmesi:
Öncelikle, hasta/yaralının bilinç durumu değerlendirilir.
Normal bir kişi kendine yöneltilen tüm uyarılara cevap verir. Bilinç düzeyi yaralanmanın ağırlığını gösterir. Bilinç düzeyleri;
Kişinin bilinci yerinde ise= Tüm uyarılara cevap verir.
1 Derece Bilinç Kaybı = Sesli  ve gürültülü uyaranlara cevap verir.
2 Derece Bilinç Kaybı = Ağrılı uyaranlara cevap verir.
3 Derece Bilinç Kaybı = Tüm uyaranlara karşı tepkisizdir, cevap vermez,
 
Solunum Değerlendirilmesi:
Hasta/yaralının solunumu değerlendirilirken;
  Solunum sıklığına,
  Solunum aralıklarının eşitliğine,
  Solunum derinliğime bakılır.
 Kişinin 1 dakika içinde nefes alma ve verme sayısı solunum sıklığıdır.
 Sağlıklı yetişkin bir kişide dakikada solunum sayısı 12-20
 Çocuklarda 16-22
 Bebeklerde 18-24
Kan Basıncının Değerlendirilmesi:
Hasta/yaralı değerlendirilirken kan basıncı kontrol edilmez. Ancak, kan basıncının anlamının bilinmesi önemlidir.
Kalbin kasılma ve gevşeme anında damar duvarına yaptığı basınçtır. Kalbin kanı pompalama gücünü gösterir. Normal değeri 100/50- 140/100 mmHg dır.
 
Nabız Değerlendirilmesi:
Kalp atımlarının atardamar duvarına yaptığı basıncın damar duvarında parmak uçlarıyla hissedilmesine nabız denmektedir.
 Yetişkin bir kişide normal nabız sayısı dakikada 60-100
 Çocuklarda 100-120
 Bebeklerde 100-140 dır.
Vücutta nabız alınabilen bölgeler nelerdir?
> Şah damarı (adem elmasının her iki yanında)
> Ön-kol damarı (Bileğin iç yüzü başparmağın üst hizası)
> Bacak damarı (Ayak sırtının merkezinde)
> Kol damarı (Kolun iç yüzü dirseğin üstü)
Hasta/yaralıların dolaşımını değerlendirirken, çocuk ve yetişkinlerde şah damarından, bebeklerde kol atardamarından nabız alınır.
Vücut Isısının Değerlendirilmesi:
İlkyardımda vücut ısısı koltuk altından ölçülmelidir.
Normal vücut ısısı 36,5 C dir. Normal değerin üstünde olması yüksek ateş, altında olması düşük ateş olarak belirtilir. 41 -42 C üstü ve 34,5 C tehlike olduğunu ifade eder. 31.0 C ve altı ölümcüldür.
Hasta/yaralının değerlendirilmesinin amacı nedir?
> Hastalık ya da yaralanmanın ciddiyetinin değerlendirmesi,
> İlkyardım önceliklerinin belirlenmesi,
> Yapılacak ilkyardım yönteminin belirlenmesi,
> Güvenli bir müdahale sağlanması.
Hasta/yaralının ilk değerlendirilme aşamaları nelerdir?
Hasta/yaralıya sözlü uyaranla ya da hafifçe  omzuna dokunarak iyi misiniz? diye sorularak bilinç durumu değerlendirmesi yapılır. Bilinç durumunun değerlendirilmesi daha sonraki aşamalar için önemlidir. Buna göre hasta/yaralının ilk değerlendirilme aşamaları şunlardır:
A. Havayolu açıklığının değerlendirilmesi:
> Özellikle bilinç kaybı olanlarda dil geri kaçarak solunum yolunu tıkayabilir ya da kusmuk, yabancı cisimlerle solunum yolu tıkanabilir. Havanın akciğerlere ulaşabilmesi için hava yolunun açık olması gerekir.
>  Hava yolu açıklığı sağlanırken hasta/yaralı baş, boyun, gövde ekseni düz olacak şekilde yatırılmalıdır.
>  Bilinç kaybı belirlenmiş kişide; ağız içine önce göz ile bakılmalı, eğer yabancı cisim var ise işaret parmağı yandan ağız içine sokularak cisim çıkartılmalıdır.
>  Daha sonra bir el hasta/yaralının alnına, diğer elin 2 parmağı çene kemiğinin üzerine koyulur, alından bastırılıp çeneden kaldırılarak baş geriye doğru itilip Baş geri -Çene yukarı pozisyonu verilir. Bu işlemler sırasında sert hareketlerden kaçınılmalıdır.
B. Solunumun değerlendirilmesi:
İlkyardımcı, başını hasta/yaralının göğsüne bakacak şekilde yan çevirerek yüzünü hasta/yaralının ağzına yaklaştırır, Bak-Dinle-Hisset yöntemi ile solunum yapıp yapmadığını 10 saniye süre ile değerlendirir.
>  Göğüs kafesinin solunum hareketine bakılır,
>  Eğilip kulağını hastanın ağzına yaklaştırarak solunum dinlenir ve hastanın soluğunu yanağında hissetmeye çalışılır,
Solunum yoksa derhal yapay solunuma başlanır.
C. Dolaşımın değerlendirilmesi:
Dolaşımın değerlendirilmesi için ilkyardımcı; çocuk ve yetişkinlerde şah damarından, bebeklerde kol atardamarından 3 parmakla 5 saniye süre ile nabız almaya çalışılır.
İlk değerlendirme sonucu hasta/yaralının bilinci kapalı fakat solunum ve nabzı varsa derhal koma pozisyonuna getirerek diğer yaralılar değerlendirilir.
Hasta/yaralının ikinci değerlendirmesi nasıl olmalıdır?
İlk muayene ile hasta/yaralının yaşam belirtilerinin varlığı güvence altına alındıktan sonra ilkyardımcı ikinci muayene aşamasına geçerek baştan aşağı muayene yapar.
İkinci değerlendirme aşamaları şunlardır:
Görüşerek bilgi edinme:
> Kendini tanıtır,
>  Hasta/yaralının ismini öğrenir ve adıyla hitap eder,
> Hoşgörülü ve nazik davranarak güven sağlar,
> Hasta/yaralının endişelerini gidererek rahatlatır,
>  Olayın mahiyeti, koşulları, kişisel özgeçmişleri, sonuç olarak ne yedikleri, kullanılan ilaçlar ve alerjinin varlığı sorularak öğrenilir.
Baştan aşağı kontrol yapılır:
> Bilinç düzeyi, anlama, algılama,
> Solunum sayısı, ritmi, derinliği,
> Nabız sayısı, ritmi, şiddeti,
> Vücut veya cilt ısısı, nemi, rengi
 
Baş: Saç, saçlı deri, baş ve yüzde yaralanma, morluk olup olmadığı, kulak ya da burundan sıvı veya kan gelip gelmediği değerlendirilir, ağız i Di kontrol edilir.
 
Boyun: Ağrı, hassasiyet, şişlik, şekil bozukluğu araştırılır. Aksi ispat edilinceye kadar boyun zedelenmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.
 
Göğüs kafesi: Saplanmış cisim, açık yara, şekil bozukluğu ya da morarma olup olmadığı, hafif baskı ile ağrı oluşup oluşmadığı, kanama olup olmadığı değerlendirilmelidir. Göğüs kafesi genişlemesinin normal olup olmadığı araştırılmalıdır. Göğüs muayenesinde eller arkaya kaydırılarak hasta/yaralının sırtı da kontrol edilmelidir.
 
Karın boşluğu: Saplanmış cisim, açık yara, şekil bozukluğu, şişlik, morarma, ağrı ya da duyarlılık olup olmadığı ve karnın yumuşaklığı değerlendirilmelidir. Eller bel tarafına kaydırılarak muayene edilmeli, ardından kalça kemiklerinde de aynı araştırma yapılarak kırık veya yara olup olmadığı araştırılmalıdır.
 
Kol ve bacaklar: Kuvvet, his kaybı varlığı, ağrı, şişlik, şekil bozukluğu, işlev kaybı ve kırık olup olmadığı, nabız noktalarından nabız alınıp alınmadığı değerlendirilmelidir.
İkinci değerlendirmeden sonra mevcut duruma göre yapılacak müdahale yöntemi seçilir.
 
Olay yerini değerlendirmenin amacı nedir?
> Olay yerinde tekrar kaza olma riskinin ortadan kaldırılması,
> Olay yerindeki hasta/yaralı sayısının ve türlerinin belirlenmesidir.
Olay yerinin hızlı bir şekilde değerlendirilmesinin ardından yapılacak müdahaleler planlanır.
Olay yerinin değerlendirilmesinde yapılacak işler nelerdir?
Herhangi bir olay yerinin değerlendirilmesinde aşağıdakiler mutlaka yapılmalıdır:
>  Kazaya uğrayan araç mümkünse yolun dışına ve güvenli bir alana alınmalı, kontağı kapatılmalı, el freni Dikilmeli, araç LPG li ise aracın bagajında bulunan tüpün vanası kapatılmalıdır,
> Olay yeri yeterince görünebilir biçimde işaretlenmelidir. Kaza noktasının önüne ve arkasına gelebilecek araç sürücülerini yavaşlatmak ve olası bir kaza tehlikesini önlemek  için uyarı işaretleri yerleştirilmeli; bunun için  üçgen reflektörler kullanılmalıdır,
>  Olay yerinde hasta/yaralıya yapılacak yardımı güçleştirebilecek veya engelleyebilecek meraklı kişiler olay yerinden uzaklaştırılmalıdır,
> Olası patlama ve yangın riskini önlemek için olay yerinde sigara içilmemelidir,
> Gaz varlığı söz konusu ise oluşabilecek zehirlenmelerin önlenmesi için gerekli önlemler alınmalıdır,
> Ortam havalandırılmalıdır,
>  Kıvılcım oluşturabilecek ışıklandırma veya çağrı araçlarının kullanılmasına izin verilmemelidir,
> Hasta/yaralı yerinden oynatılmamalıdır,
>  Hasta/yaralı hızla yaşam bulguları yönünden (ABC) değerlendirilmelidir,
> Hasta/yaralı kırık ve kanama yönünden değerlendirilmelidir,
> Hasta/yaralı sıcak tutulmalıdır,
> Hasta/yaralının bilinci kapalı ise ağızdan hiçbir şey verilmemelidir,
> Tıbbi yardım istenmelidir (112),
> Hasta/yaralının endişeleri giderilmeli, nazik ve hoşgörülü olmalıdır,
> Hasta/yaralının paniğe kapılmasını engellemek için yarasını görmesine izin verilmemelidir,
> Hasta/yaralı ve olay hakkındaki bilgiler kaydedilmelidir,
> Yardım ekibi gelene kadar olay yerinde kalınmalıdır.
 
TEMEL YAŞAM DESTEĞİ
Solunum ve kalp durması nedir?
Solunum durması: Solunum hareketlerinin durması nedeniyle vücudun yaşamak için ihtiyacı olan oksijenden yoksun kalmasıdır. Hemen yapay solunuma başlanmaz ise bir süre sonra kalp durması meydana gelir.
Kalp durması: Bilinci kapalı kişide kalp atımının olmaması durumudur. Kalp durmasına en kısa sürede müdahale edilmezse dokuların oksijenlenmesi bozulacağı için beyin hasarı oluşur.
Kişide solunumun olmaması, bilincin kapalı olması, hiç hareket etmemesi ve uyaranlara cevap vermemesi kalp durmasının belirtisidir.
 
Temel Yaşam Desteği nedir?
Yaşam kurtarmak amacı ile hava yolu açıklığı sağlandıktan sonra, solunumu ve/veya kalbi durmuş kişiye yapay solunum ile akciğerlerine oksijen gitmesini, dış kalp masajı ile de kalpten kan pompalanmasını sağlamak üzere yapılan ilaçsız müdahalelerdir.
Hava yolunu açmak için  baş geri- çene yukarı pozisyonu nasıl verilir?
Bilinci kapalı bütün hasta/yaralılarda solunum yolu kontrol edilmelidir. Çünkü dil geriye kayabilir ya da herhangi bir yabancı madde solunum yolunu tıkayabilir. Önce ağız içine gözle bakılır, eğer yabancı cisim var ise çıkarıldıktan sonra hastaya baş geri çene yukarı pozisyonu verilir.
Bunun için;
> Bir el alına yerleştirilir,
> Diğer elin iki parmağı çene kemiğinin üzerine yerleştirilir,
> Alından bastırılıp, çeneden kaldırılarak baş geriye doğru itilir,
> Böylece dil yerinden oynatılarak hava yolu açıklığı sağlanmış olur.
Yapay solunum nasıl yapılır?
> Hasta/yaralının hava yolu açıldıktan sonra, solunum Bak-Dinle-Hisset  yöntemi ile değerlendirilir,
> Normal solunum yoksa( solunum yoksa veya yetersiz ve düzensiz ise) hemen yapay solunuma başlanır.
 
YETİŞKİNLERDE DIŞ KALP MASAJI VE YAPAY SOLUNUMUN BİRLİKTE UYGULANMASI
1- Kendisinin ve hasta/yaralının güvenliğinden emin olunur,
2- Hasta/yaralının omuzlarına dokunup "iyi misiniz? diye sorularak bilinci kontrol edilir; eğer bilinci yok ise:
3- Devreden yüksek sesle yardım çağrılır; 112 aratılır;
4- Hasta/yaralı sert bir zemin üzerine sırt üstü yatırılır,
5- Hasta/yaralının yanına diz çökülür,
6- Hasta/yaralının boynunu ve göğsünü saran giysiler açılır ,
7- Hasta/yaralının ağız içi kontrol edilir; görünen yabancı cisim var ise çıkartılır,
8- Hava yolunu açmak için bir el hasta/yaralının alnına, diğer elin iki parmağı çene kemiğinin üzerine yerleştirilir,
9-  Çene kemiğinin uzun kenarı yere dik gelecek şekilde alından bastırılıp, çeneden kaldırılarak baş geriye doğru itilir; hastaya baş geri çene yukarı pozisyonu verilir,
10- Hasta/yaralının solunum yapıp yapmadığı bak-dinle-hisset yöntemiyle 10 saniye süre ile kontrol edilir:
•  Göğüs kafesinin solunum hareketlerine bakılır,
• Eğilip, kulağını hastanın ağzına yaklaştırarak solunum dinlenirken diğer el göğüs üzerine hafifçe yerleştirilerek hissedilir.
11- Hasta/ yaralının solunumu yok ise,
12-  Devrede başka kimse yok ve ilkyardımcı yalnız ise, kendisi 112 yi arar,
13-  Kalp basısı uygulamak için göğüs kemiğinin alt ve üst ucu tespit edilerek alt yarısına bir elin topuğu yerleştirilir,
14- Diğer el bu elin üzerine yerleştirilir,
15- Her iki elin parmakları birbirine kenetlenir,
16-  Ellerin parmakları göğüs kafesiyle temas ettirilmeden, dirsekler bükülmeden, göğüs kemiği üzerine vücuda dik olacak şekilde tutulur,
17- Göğüs kemiği 5 cm aşağı inecek şekilde ( yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin 1/3 ü kadar) 30 kalp basısı uygulanır, bu işlemin hızı dakikada 100 bası olacak şekilde ayarlanır,
18-  Baş geri çene yukarı pozisyonu tekrar verilerek hava yolu açıklığı sağlanır,
19- Alnın üzerine konulan elin baş ve işaret parmağını kullanarak hasta/ yaralının burnu kapatılır,
20- Normal bir soluk alınır, baş geri çene yukarı pozisyonunda iken hasta/yaralının ağzını içine alacak şekilde ağız yerleştirilir,
21-  Hasta /yaralının göğsünü yükseltmeye yarayacak kadar her biri 1 saniye süren 2 nefes verilir, havanın geriye çıkması için zaman verilir,
22- Hasta/ yaralıya 30 kalp masajından sonra 2 solunum yaptırılır, (30;2)
23- Temel yaşam desteğine hasta/yaralının yaşamsal refleksleri veya tıbbi yardım gelene kadar kesintisiz devam edilir.
ÇOCUKLARDA (1-8 YAŞ) DIŞ KALP MASAJI VE YAPAY SOLUNUMUN BİRLİKTE
UYGULANMASI
 Kendisinin ve çocuğun güvenliğinden emin olunur,
 Çocuğun omuzlarına dokunup "iyi misiniz?  diye sorularak bilinci kontrol edilir; eğer     bilinci yok ise:
 Devreden yüksek sesle yardım çağrılır; 112 aratılır;
 Çocuk sert bir zemin üzerine sırt üstü yatırılır,
           Çocuğun yanına diz çökülür,
           Çocuğun boynunu ve göğsünü saran giysiler açılır,
  Ağız içi gözle kontrol edilir; hava yolu tıkanıklığına neden olan yabancı cisim var ise çıkartılır,
  Hava yolunu açmak için bir el hasta/yaralının alnına, diğer elin iki parmağı çene kemiğinin ürerine yerleştirilir,
  Dene kemiğinin uzun kenarı yere dik gelecek şekilde alından bastırılıp, çeneden kaldırılarak baş geriye doğru itilir; çocuğa baş geri çene yukarı pozisyonu verilir,
 Hasta/yaralının solunum yapıp yapmadığı bak-dinle-hisset yöntemiyle 10 saniye süre ile kontrol edilir:
  Göğüs kafesinin solunum hareketlerine bakılır,
  Eğilip, kulağını hastanın ağzına yaklaştırarak solunum dinlenirken diğer el göğüs üzerine hafifçe yerleştirilerek hissedilir.
  Solunum yok ise; alnın üzerine konulan elin baş ve işaret parmağını kullanarak çocuğun burnu kapatılır,
  Baş geri çene yukarı pozisyonunda iken çocuğun ağzını içine alacak şekilde ağız yerleştirilir,
  Çocuğun göğsünü yükseltmeye yarayacak kadar her biri 1 saniye süren 2 nefes verilir, havanın geriye çıkması için zaman verilir,
  Kalp basısı uygulamak için göğüs kemiğinin alt ve üst ucu tespit edilerek alt yarısına bir elin topuğu yerleştirilir, (çocuk yetişkin görünümündeyse yetişkinlerde olduğu gibi iki el ile kalp basısı uygulanır ) ,
  Elin parmakları göğüs kafesiyle temas ettirilmeden, dirsek bükülmeden, göğüs kemiği üzerine vücuda dik olacak şekilde tutulur,
  Göğüs kemiği 5 cm aşağı inecek şekilde ( yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin 1/3 ü kadar) 30 kalp basısı uygulanır, bu işlemin hızı dakikada 100 bası olacak şekilde ayarlanır,
  Çocuğa 30 kalp masajından sonra 2 solunum yaptırılır (30;2) ,
 İlkyardımcı yalnız ise; 30;2 göğüs basısının 5 tur tekrarından sonra 112 yi kendisi arar,
  Temel yaşam desteğine Çocuğun yaşamsal refleksleri veya tıbbi yardım gelene kadar kesintisiz devam edilir.
BEBEKLERDE (0-12 AY) DIŞ KALP MASAJI VE YAPAY SOLUNUMUN BİRLİKTE
UYGULANMASI
1- Kendisinin ve bebeğin güvenliğinden emin olunur,
2- Ayak tabanına hafifçe vurarak bilinci kontrol edilir; eğer bilinci yok ise,
3- Devreden yüksek sesle yardım çağırılır; 112 aratılır;
4- Bebek sert bir zemin üzerine sırt üstü yatırılır,
5-  İlkyardımcı temel yaşam desteği uygulayacağı pozisyonu alır (yerde uygulama yapacak ise diz çöker, masa v.b. yerde uygulama yapacak ise ayakta durur),
6- Bebeğin boynunu ve göğsünü saran giysiler açılır,
7- Ağız içi gözle kontrol edilir; hava yolu tıkanıklığına neden olan yabancı cisim var ise çıkartılır,
8- Hava yolunu açmak  için , bir el bebeğin alnına, diğer elin iki parmağı öne kemiğine koyulup baş hafifçe yukarı geri itilerek eğilir, baş geri Çene yukarı pozisyonu verilir,
9- Bebeğin solunum yapıp yapmadığı bak-dinle-hisset yöntemiyle 10 saniye süre ile kontrol edilir:
•  Göğüs kafesinin solunum hareketlerine bakılır,
•  Eğilip, kulağını hastanın ağzına yaklaştırarak solunum dinlenirken diğer el göğüs üzerine hafifçe  yerleştirilerek hissedilir,
10- Solunum yoksa ağız dolusu nefes alınır ve ağız bebeğin ağız ve burnunu içine alacak şekilde yerleştirilir,
11- Bebeğin göğsünü yükseltmeye yarayacak kadar her biri 1 saniye süren 2 solunum verilir, havanın geriye çıkması için zaman verilir,
12- Kalp basısı uygulamak için bebeğin (iki meme başının altındaki hattın ortası göğüs merkezini oluşturur) göğüs merkezi belirlenir,
13- Bir elin orta ve yüzük parmağı bebeğin göğüs merkezine yerleştirilir,
14- Göğüs kemiği 4 cm aşağı inecek şekilde ( yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin 1/3 ü kadar) 30 kalp basısı uygulanır, bu işlemin hızı dakikada 100 bası olacak şekilde ayarlanır,
15- Bebeğe 30 kalp masajından sonra 2 solunum yaptırılır (30;2) ,
16-  İlkyardımcı yalnız ise; 30;2 göğüs basısının 5 tur tekrarından sonra 112 yi kendisi arar,
17- Temel yaşam desteğine bebeğin yaşamsal refleksleri veya tıbbi yardım gelene kadar kesintisiz devam edilir.
Hava yolu tıkanıklığı nedir?
Hava yolunun, solunumu gerçekleştirmek için gerekli havanın geçişine engel olacak şekilde tıkanmasıdır. Tıkanma tam tıkanma ya da kısmi tıkanma şeklinde olabilir.
Hava yolu tıkanıklığı belirtilerinelerdir? Kısmi tıkanma belirtileri:
> öksürür,
> Nefes alabilir,
> Konuşabilir.
Bu durumda hastaya dokunulmaz, öksürmeye teşvik edilir.
Tam tıkanma belirtileri:
> Nefes alamaz,
> Acı çeker, ellerini boynuna götürür,
> Konuşamaz,
> Rengi morarmıştır.
Bu durumda Heimlich Manevrası (=Karına bası uygulama) yapılır. Bilinci yerinde tam tıkanıklık olan kişilerde Heimlich Manevrası (=Karına bası uygulama) nasıl uygulanır?
> Hasta ayakta ya da oturur pozisyonda olabilir,
> Hastanın yanında veya arkasında durulur,
> Bir elle göğsü desteklenerek öne eğilmesi sağlanır,
> Diğer elin topuğu ile hızla 5 kez sırtına ( kürek kemikleri arasına) süpürür tarzda vurulur,
> Tıkanıklığın açılıp açılmadığına bakılır, açıldıysa işlem durdurulur,
> Tıkanıklık açılmadıysa heimlich manevrası yapılır;
> Hastanın arkasına geçip sarılarak gövdesi kavranır,
>  Bir elin başparmağı midenin üst kısmına, göğüs kemiği altına gelecek şekilde yumruk yaparak konur. Diğer el ile yumruk yapılan el kavranır,
> Kuvvetle arkaya ve yukarı doğru bastırılır,
> Bu hareket 5 kez yabancı cisim çıkıncaya kadar tekrarlanır,
> Tıkanıklık açılmadıysa tekrar sırtına vurulur,
> Bu işlemler 5[ir kez olacak şekilde dönüşümlü olarak tekrarlanır,
> Hastanın bilinci kapanırsa, sert zemin üzerine yatırılır,
> Şah damarından nabız ve solunum değerlendirilir,
> Tıbbi yardım istenir (112),
> Temel yaşam desteği uygulanır.
Bilincini kaybetmiş(=bilinci kapalı) kişilerde Heimlich Manevrası:
> Hasta yere yatırılır, yan pozisyonda sırtına 5 kez vurulur,
> Tıkanma açılmadığı takdirde hasta düz bir zeminde başı yana çevrilir,
> Hastanın bacakları üzerine ata biner şekilde oturulur,
>  Bir elin topuğunu göbek ile göğüs kemiği arasına yerleştirilir, diğer el üzerine konur,
> Göbeğin üzerinden kürek kemiklerine doğru eğik bir baskı uygulanır,
> Şah damarından nabız ve solunum değerlendirilir,
> İşleme yabancı cisim çıkıncaya kadar devam edilir,
> Tıbbi yardım istenir (112),
> Bu hareketi 5 -7 kez yabancı cisim çıkıncaya kadar ya da yardım gelinceye kadar devam edin,
>  Bu tür olgularda havayolu tıkanıklığından şüphelenildiğinde, ilkyardımcılar Temel Yaşam Desteği uygulamalarını yapacaklardır. Kurtarıcı nefes verdikten sonra hava gitmiyorsa tıkanıklık olduğu  düşünülür, ilkyardımcı ağız içinde yabancı cisim olup olmadığını kontrol etmeli, yabancı cisim görüyorsa çıkarmalıdır.
 
Bebeklerde tam tıkanıklık olan hava yolunun açılması (*):
> Bebek ilkyardımcının bir kolu üzerine ters olarak yatırılır,
>  Başparmak ve diğer parmakların yardımıyla bebeğin çenesi kavranarak boynundan tutulur ve yüzüstü pozisyonda öne doğru eğilir,
> Baş gergin ve gövdesinden aşağıda bir pozisyonda tutulur,
> 5 kez el bileğinin id kısmı ile bebeğin sırtına kürek kemiklerinin arasına hafifçe vurulur,
> Diğer kolun üzerine başı elle kavranarak sırtüstü çevrilir,
>  Yabancı cismin çıkıp çıkmadığına bakılır,
> Çıkmadıysa başı gövdesinden aşağıda olacak sırt üstü şekilde tutulur,
> 5 kez iki parmakla göğüs kemiğinin alt kısmından karnın üs kısmına baskı uygulanır,
> Yabancı cisim çıkana kadar devam edilir,
> Tıbbi yardım istenir (112).
(*)Bebek çok küçük ise ve karından baskı uygulanamıyorsa bebekler için yukarıda anlatılan uygulamalar yapılır. Ancak diğer hallerde bebeklerde yapılan uygulamalar, bilinci kapalı erişkinlerde yapılan Heimlich Manevrası uygulamaları ile aynıdır.
Kısmi tıkanıklık olan kişilerde nasıl ilkyardım uygulanır?
> Eğer kişinin hava yolunda yeterli hava giriş çıkışı mevcutsa, kazazede öksürmeye teşvik edilmeli, yakından izlenmeli ve başka bir girişimde bulunulmamalıdır. Kazazedenin henüz ayakta durabildiği bu dönemde onun arka tarafında yer alınmalıdır,
> Bu durumda, kazazede öncelikle bulunduğu pozisyonda bırakılmalıdır,
>  Kazazedenin solunum ve öksürüğü zayıflarsa ya da kaybolursa ve morarma saptanırsa derhal girişimde bulunulmalıdır,
> Belirgin bir yabancı cisim, yerinden çıkmış veya gevşemiş takma dişleri varsa bunlar yerinden çıkarılır,
> Eğer yabancı cisim görülemiyorsa ve hastanın durumu kötüye gidiyorsa yukarıda tam tıkanmada anlatılan uygulamalara başlanır.
(4)
KANAMALARDA İLKYARDIM
Kanama nedir?
Damar bütünlüğünün bozulması sonucu kanın damar dışına (vücudun içine veya dışına doğru) doğru akmasıdır. Kanamanın ciddiyeti aşağıdaki durumlara bağlıdır:
> Kanamanın hızı,
> Vücutta kanın aktığı bölge,
> Kanama miktarı,
> Kişinin fiziksel durumu ve yaşı.
Kaç çeşit kanama vardır?
Vücutta kanın aktığı bölgeye göre 3 çeşit kanama vardır:
Dış kanamalar: Kanama yaradan vücut dışına doğru olur.
İç kanamalar: Kanama vücut içine olduğu için gözle görülemez.
Doğal deliklerden olan kanamalar: Kulak, burun, ağız, anüs, üreme organlarından olan kanamalardır.
Damar tipine göre ise: Kanama arter (atardamar), vena (toplardamar) ya da kılcal damar kanaması olabilir. Atar damar kanamaları kalp atımları ile uyumlu olarak kesik kesik akar ve açık renklidir. Toplardamar kanamaları ise koyu renkli ve sızıntı şeklindedir. Kılcal damar kanaması küçük kabarcıklar şeklindedir.
Kanamanın değerlendirilmesinde, şok belirtilerinin izlenmesi çok önemlidir.
Vücutta baskı uygulanacak noktalar nelerdir?
Atardamar kanamalarında kan basınç ile fışkırır tarzda olur. Bu nedenle, kısa zamanda çok kan kaybedilir. Bu tür kanamalarda asıl yapılması gereken, kanayan yer üzerine veya kanayan yere yakın olan bir üst atardamar bölgesine baskı uygulanmasıdır. Vücutta bu amaç için belirlenmiş baskı noktaları şunlardır:
 Boyun: Boyun atardamarı (şah damarı) baskı yeri
 Köprücük kemiği üzeri :Kol atardamarı baskı yeri
 Koltukaltı:Kol atardamarı baskı yeri
 Kolun üst bölümü:Kol atardamarı baskı yeri
 Kasık:Bacak atardamarı baskı yeri
 Uyluk :Bacak atardamarı baskı yeri
Kanamalarda ilkyardım uygulamaları nelerdir?
Dış kanamalarda ilkyardım:
> İlkyardımcı kendini tanıtır ve hasta yaralı sakinleştirilir,
> Hasta/ yaralı sırt üstü yatırılır,
> Hasta/yaralının durumu değerlendirilir (ABC),
> Tıbbi yardım istenir (112),
> Yara ya da kanama değerlendirilir,
> Kanayan yer üzerine temiz bir bezle bastırılır,
> Kanama durmazsa ikinci bir bez koyarak basıncı arttırılır,
> Gerekirse bandaj ile sararak basınç uygulanır,
> Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulanır,
> Kanayan bölge yukarı kaldırılır,
> Dok sayıda yaralının bulunduğu bir ortamda tek ilkyardımcı varsa, yaralı güç koşullarda bir yere taşınacaksa, uzuv kopması varsa ve/veya baskı noktalarına baskı uygulamak yeterli olmuyorsa boğucu sargı (turnike) uygulanır,
> Kanayan bölge dışarıda kalacak şekilde hasta/yaralının üstü örtülür,
> Şok pozisyonu verilir,
>  Yapılan uygulamalar ile ilgili bilgiler (boğucu sargı uygulaması gibi) hasta/yaralının üzerine yazılır,
>  Yaşam bulguları sık aralıklarla (2-3dakikada bir) değerlendirilir
> Hızla sevk edilmesi sağlanır.
İç kanamalarda ilkyardım:
İç kanamalar, şiddetli travma, darbe, kırık, silahla yaralanma nedeniyle oluşabilir. Hasta/yaralıda şok belirtileri vardır. İç kanama şüphesi olanlarda aşağıdaki uygulamalar yapılmalıdır:
> Hasta/yaralının bilinci ve ABC si değerlendirilir,
> Tıbbi yardım istenir (112)
> Üzeri örtülerek ayakları 30 cm yukarı kaldırılır,
> Asla yiyecek ve içecek verilmez,
> Hareket ettirilmez (özellikle kırık varsa),
> Yaşamsal bulguları incelenir,
> Sağlık kuruluşuna sevki sağlanır.
Hangi durumlarda boğucu sargı (turnike) uygulanmalıdır?
>  Dok sayıda yaralının bulunduğu bir ortamda tek ilkyardımcı varsa (kanamayı durdurmak ve daha sonra da diğer yaralılarla ilgilenebilmek için),
> Yaralı güç koşullarda bir yere taşınacaksa,
> Uzuv kopması varsa,
> Baskı noktalarına baskı uygulamak yeterli olmuyorsa
Boğucu sargı uygulaması kanamanın durdurulamadığı durumlarda başvurulacak en son uygulamadır. Ancak eskisi kadar sık uygulanmamaktadır. Çünkü uzun süreli turnike uygulanması sonucu doku harabiyeti meydana gelebilir ya da uzvun tamamen kaybına neden olunabilir.
Boğucu Sargı (turnike) uygulamasında dikkat edilecek hususlar neler olmalıdır?
> Turnike uygulamasında kullanılacak malzemelerin genişliği en az 8-10 cm olmalı,
> Turnike uygulamasında ip, tel gibi kesici malzemeler kullanılmamalı,
> Turnikeyi sıkmak için tahta parçası, kalem gibi malzemeler kullanılabilir,
> Turnike kanama duruncaya kadar sıkılır, kanama durduktan sonra daha fazla sıkılmaz,
> Turnike uygulanan bölgenin üzerine hiçbir şey örtülmez,
> Turnike uygulamasının yapıldığı saat bir kağıda yazılmalı ve yaralının üzerine asılmalı,
> Uzun süreli kanamalardaki turnike uygulamalarında, kanayan bölgeye göre 15-20 dakikada bir turnike gevşetilmeli,
>  Turnike uzvun koptuğu bölgeye en yakın olan ve deri bütünlüğünün  bozulmamış olduğu bölgeye uygulanır.
> Turnike, kol ve uyluk gibi tek kemikli bölgelere uygulanır, ancak önkol ve bacağa  el ve  ayağın beslenmesini bozabileceği için uygulanmaz. Uzuv kopması durumlarında, önkol ve bacağa da turnike uygulanabilir
 
BOĞUCU SARGI (TURNİKE) UYGULAMA TEKNİĞİ
1- İlkyardımcı eline geniş, kuvvetli ve esnemeyen bir sargı alır,
2- Şerit yarı uzunluğunda katlanır, uzuv etrafına sarılır,
3- Bir ucu halkadan geçirip çekilir ve iki ucu bir araya getirilir,
4- Kanamayı tamamen durduracak yeterlikte sıkı bir bağ atılır,
•  Sargının içinden sert cisim (kalem gibi) geçirilir ve uzva paralel konuma getirilir,
•  Kanama durana kadar sert cisim döndürülür,
5- Sert cisim uzva dik konuma getirilerek sargı çözülmeyecek şekilde tespit edilir,
6- Hasta/yaralının elbisesinin üzerine, adı ve turnikenin uygulandığı zaman (saat ve dakika) yazılı bir kart iğnelenir,
7-  Çok sayıda yaralı olduğunda, yaralının alnına rujla veya sabit kalemle Turnike veya HTU  harfi yazılır,
8- Hasta/yaralı pansuman ve turnikesi görülecek şekilde battaniye ile sarılır,
9- Turnike 15-20 dakika aralıklarla gevşetilir, sonra tekrar sıkılır.
Eğer; uzuv kopması var ise;
1- Kopan parça temiz su geçirmez ağzı kapalı bir plastik torbaya yerleştirilir,
2- Kopan parçanın konduğu torba buz içeren ikinci bir torbanın içine konur,
3- Kopmuş uzuv parçasının konduğu plastik torba ağzı kapatıldıktan sonra, içerisinde 1 ölçek suya 2 ölçek buz konulmuş ikinci bir torbaya ya da kovaya konulur. Bu şekilde, kopmuş uzuv parçasının buz ile direkt teması önlenmiş ve soğuk bir ortamda taşınması sağlanmış olur.
4-  Torba hasta/yaralı ile aynı vasıtaya konur, üzerine hastanın adı ve soyadını yazılır, en geç 6 saat içinde sağlık kuruluşuna sevk edilir,
5- Tıbbi birimler haberdar edilir (112).
Şok nedir?
Kalp-damar sisteminin yaşamsal organlara uygun oranda kanlanma yapamaması nedeniyle ortaya Çıkan ve tansiyon düşüklüğü ile seyreden bir akut dolaşım yetmezliğidir.
Kaç Çeşit şok vardır?
Nedenlerine göre 4 çeşit şok vardır:
> Kardiyojenik şok (Kalp kökenli)
> Hipovolemik şok (Sıvı eksikliği)
> Toksik şok (Zehirlenme ile ilgili)
> Anaflaktik şok (Alerjik)
Şok belirtileri nelerdir?
> Kan basıncında düşme
> Hızlı ve zayıf nabız
> Hızlı ve yüzeysel solunum
> Ciltte soğukluk, solukluk ve nemlilik
> Endişe, huzursuzluk
> Baş dönmesi,
> Dudak çevresinde solukluk ya da morarma
> Susuzluk hissi
> Bilinç seviyesinde azalma
Şokta ilkyardım uygulamaları nelerdir?
> Kendinin ve çevrenin güvenliği sağlanır,
> Hasta/yaralı sırt üstü yatırılır,
> Hava yolunun açıklığı sağlanır,
> Hasta/yaralının mümkün olduğunca temiz hava soluması sağlanır,
> Varsa kanama hemen durdurulur,
> Şok pozisyonu verilir,
> Hasta/yaralı sıcak tutulur,
> Hareket ettirilmez,
> Hızlı bir şekilde sağlık kuruluşuna sevki sağlanır (112),
> Hasta/yaralının endişe ve korkuları giderilerek psikolojik destek sağlanır.
Şok pozisyonu nasıl verilir?
>  Hasta/yaralı düz olarak sırt üstü yatırılır,
>  Hasta/yaralının bacakları 30cm kadar yukarı kaldırılarak, bacakların altına destek konulur (Çarşaf, battaniye yastık, kıvrılmış giysi vb.),
> Üzeri örtülerek ısıtılır,
>  Yardım gelinceye kadar hasta / yaralının yanında kalınır,
> Belli aralıklarla (2-B dakikada bir) yaşam bulguları değerlendirilir.
Doğal deliklerden çıkan kanamalarda ilkyardım:
Burun kanaması:
> Hasta/yaralı sakinleştirilir, endişeleri giderilir,
> Oturtulur,
> Başı hafifçe öne eğilir,
> Burun kanatları 5 dakika süre ile sıkılır,
> Uzman bir doktora gitmesi sağlanır.
Kulak kanaması:
> Hasta/yaralı sakinleştirilir, endişeleri giderilir,
> Kanama hafifse kulak temiz bir bezle temizlenir,
> Kanama ciddi ise, kulağı tıkamadan temiz bezlerle kapanır,
>  Bilinci yerinde ise hareket ettirmeden sırt üstü yatırılır, bilinçsiz ise kanayan kulak üzerine yan yatırılır,
>  Kulak kanaması, kan kusma, anüs, üreme organlarından gelen kanamalarda hasta/yaralı kanama örnekleri ile uzman bir doktora sevk edilir.
 
Kanamalarda Üçgen bandaj uygulaması nasıl yapılmalıdır?
Üçgen bandaj, vücudun değişik bölüklerinde bandaj ve/veya askı olarak kullanılabilir. Üçgen bezin tepesi tabanına doğru getirilip yerleştirilir, sonra bir ya da iki kez daha bunun üzerine katlanarak istenilen genişlikte bir sargı bezi elde edilmiş olur.
Elde Üçgen bandaj uygulama:
Parmaklar, üçgenin tepesine gelecek şekilde el üçgen sargının üzerine yerleştirilir. üçgenin tepesi bileğe doğru katlanır. Elin sırtında, üçgenin uçları karşı karşıya getirilir ve çaprazlanır, bilek seviyesinde düğümlenir.
Ayağa üçgen bandaj uygulama:
Ayak, üçgenin üzerine dik olarak, parmaklar üçgenin tepesine bakacak şekilde yerleştirilir. Üçgen bandajın tepesini ayağın üzerinde çaprazlayacak şekilde öne doğru getirilir. İki ucu ayak bileği etrafında düğütalenir.
Dize üçgen bandaj uygulama:
Üçgenin tabanı dizin 3 -4 parmak altında ve ucu dizin üzerine gelecek şekilde yerleştirilir. Dizin arkasından uçları çaprazlanır, dizin üstünde uçları düğümlenir.
Göğse üçgen bandaj uygulama:
Üçgenin tepesi omuza yerleştirilir ve tabanı göğsü saracak şekilde tepesi, bir başka bez kullanılarak birbirine yaklaştırılarak bağlanır.
Kalçaya üçgen bandaj uygulama:
Üçgenin  tabanı uyluğun alt kısmının etrafında düğümlenir, tepesi beze bağlanır.
(5)
YARALANMALARDA İLKYARDIM
Yara nedir?
Bir travma sonucu deri yada mukozanın bütünlüğünün bozulmasıdır. Aynı zamanda kan damarları, adale ve sinir gibi yapılar etkilenebilir. Derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon riski artar.
Kaç çeşit yara vardır?
Kesik yaralar:
Bıçak, çakı, cam gibi kesici aletlerle oluşur. Genellikle basit yaralardır. Derinlikleri kolay belirlenir.
Ezikli yaralar:
Taş yumruk ya da sopa gibi etkenlerin şiddetli olarak çarpması ile oluşan yaralardır. Yara kenarları eziktir. Dok fazla kanama olmaz, ancak doku zedelenmesi ve hassasiyet vardır.
Delici yaralar:
Uzun ve sivri aletlerle oluşan yaralardır. Kesik  yerinde derinlik hakimdir. Aldatıcı olabilir tetanos tehlikesi vardır.
Parçalı yaralar:
Dokular üzerinde bir çekme etkisi ile meydana gelir.  tüm organ, saçlı deri zarar görebilir.
 
Kirli (enfekte) yaralar:
Mikrop kapma ihtimali olan yaralardır. Enfeksiyon riski yüksek yaralar şunlardır:
> Gecikmiş yaralar (6 saatten fazla),
> Dikişleri ayrılmış yaralar,
> Kenarları muntazam olmayan yaralar,
> Çok kirli ve derin yaralar,
> Ateşli silah yaraları,
> Isırma ve sokma ile oluşan yaralar.
Yaraların ortak belirtileri nelerdir?
> Ağrı
> Kanama
> Yara kenarının ayrılması
Yaralanmalarda ilkyardım nasıl olmalıdır?
> Yaşam bulguları değerlendirilir (ABC),
> Yara yeri değerlendirilir,
-  Oluş şekli
-  Süresi
-  Yabancı cisim varlığı
-  Kanama vb.
> Kanama durdurulur,
> Üzeri kapatılır,
> Sağlık kuruluşuna gitmesi sağlanır,
>  Tetanos konusunda uyarıda bulunulur,
> Yaradaki yabancı cisimlere dokunulmamalıdır!
Ciddi yaralanmalar nelerdir?
> Kenarları birleşmeyen veya 2-3 cm olan yaralar,
> Kanaması durdurulamayan yaralar,
> Kas veya kemiğin göründüğü yaralar,
> Delici aletlerle oluşan yaralar,
> Yabancı cisim saplanmış olan yaralar,
> İnsan veya hayvan ısırıkları,
> Görünürde iz  bırakma ihtimali olan yaralar.
 
 
Ciddi yaralanmalarda ilkyardım nasıl olmalıdır?
> Yaraya saplanan yabancı cisimler çıkarılmaz,
> Yarada kanama varsa durdurulur,
> Yara içi kurcalanmamalıdır,
> Yara temiz bir bezle örtülür (nemli bir bez),
> Yara üzerine bandaj uygulanır,
> Tıbbi yardım istenir (112).
   Delici göğüs yaralanmalarında ne gibi sorunlar görülebilir?
   Göğsün içine giren cisim, akciğer zarı ve akciğeri yaralar. Bunun sonucunda şu belirtiler görülebilir:
> Yoğun ağrı
> Solunum zorluğu
> Morarma
> Kan tükürme
> Açık pnömotoraks (Göğüsteki yarada nefes alıyor görüntüsü)
   Delici göğüs yaralanmalarında ilkyardım nasıl olmalıdır?
> Hasta/yaralının bilinç kontrolü yapılır,
> Hasta/yaralının yaşam bulguları değerlendirilir (ABC),
> Yara üzerine plastik poşet naylon vb. sarılmış bir bezle kapatılır,
> Nefes alma sırasında yaraya hava girmesini engellemek, nefes verme sırasında
 
 Havanın çıkmasını sağlamak için yara üzerine konan bezin bir ucu açık bırakılır,
> Hasta/yaralı bilinci açık ise yarı oturur pozisyonda oturtulur,
> Ağızdan hiçbir şey verilmez,
> Yaşam bulguları sıksık kontrol edilir,
> Açık pnömotoraksta şok ihtimali çok yüksektir. Bu nedenle şok önlemleri alınmalıdır,
> Tıbbi yardım istenir (112).
  Delici karın yaralanmalarında ne gibi sorunlar olabilir?
> Karın bölgesindeki organlar zarar görebilir,
> İç ve dış kanama ve buna bağlı şok oluşabilir,
> Karın tahta gibi sert ve çok ağrılı ise durum ciddidir,
> Bağırsaklar dışarı çıkabilir.
  Delici karın yaralanmalarında ilkyardım nasıl olmalıdır?
> Hasta/yaralının bilinç kontrolü yapılır,
> Hasta/yaralının yaşam bulguları kontrol edilir,
> Dışarı çıkan organlar içeri sokulmaya çalışılmaz, üzerine geniş ve nemli temiz bir bez

> Bilinç yerinde ise sırt üstü pozisyonda bacaklar bükülmüş olarak yatırılır, ısı kaybını önlemek için üzeri örtülür,
> Ağızdan yiyecek ya da içecek bir şey verilmez,
> Yaşam bulguları sık sık izlenir,
> Tıbbi yardım istenir (112).
Kafatası ve omurga yaralanmaları neden önemlidir?
Darbenin şiddetine bağlı olarak kafatası boşluğunda yer alan merkezi sinir sistemi etkilenebilir. Bel kemiğindeki yaralanmalarda omurgada ani sıkışma ya da ayrılma meydana gelebilir. Bunun sonucunda sinir sistemi etkilenerek bazı olumsuz sonuçlar oluşabilir. Trafik kazalarında ölümlerin \% 80 i kafatası ve omurga yaralanmalarından olmaktadır.
Kafatası yaralanmaları Çeşitleri nelerdir?
Saçlı deride yaralanmalar: Saç derisi kafatası yüzeyi üzerinde kolaylıkla yer değiştirebilir ve herhangi bir darbe sonucu kolayca ayrılabilir. Bu durumda çok fazla miktarda kanama olur, bu nedenle öncelikle kanamanın durdurulması gereklidir.
Kafatası, beyin yaralanmaları:
Kafatası kırıkları: Kafatası kırıklarında beyin zedelenmesi, kemiğin kırılmasından daha önemlidir. Bu nedenle beyin hasarı bulguları değerlendirilmelidir.
Yüz yaralanmaları: Ağız ve burun yaralanmalarında solunum ciddi şekilde etkilenebilir ve duyu organları zarar görebilir. Bir yüz yaralanması sonucunda burun, çene  kemiklerinde yaralanma görülebilir.
Omurga (bel kemiği) yaralanmaları: En çok zarar gören bölge bel ve boyun bölgesidir ve çok ağrılıdır. Kazalarda en çok boyun etkilenir.
Kafatası ve omurga yaralanmalarının nedenleri nelerdir?
> Yüksek bir yerden düşme,
> Baş ve gövde yaralanması,
> Otomobil ya da motosiklet kazaları,
> Spor ve iş kazaları,
> Yıkıntı altında kalma,
Kafatası ve omurga yaralanmalarında belirtiler nelerdir?
> Bilin düzeyinde değişmeler, hafıza değişiklikleri ya da hafıza kaybı,
> Başta, boyunda ve sırtta ağrı,
> Elde ve parmaklarda karıncalanma ya da his kaybı,
> Vücudun herhangi bir yerinde tam ya da kısmi hareket kaybı,
> Baş ya da bel kemiğinde şekil bozukluğu,
> Burun ve kulaktan beyin omurilik sıvısı ve kan gelmesi,
> Baş, boyun ve sırtta dış kanama,
> Sarsıntı,
> Denge kaybı,
> Kulak ve göz çevresinde morluk,
Ancak, hastada hiçbir belirti yoksa bile;
> Yüz ve köprücük kemiği yaralanmaları,
> Tüm düşme vakaları,
> Trafik kazaları,
> Bilinci kapalı tüm hasta / yaralılar kafa ve omurga yaralanması olarak var sayılmalıdır.
Kafatası ve omurga yaralanmalarında ilkyardım nasıl olmalıdır?
> Bilinç kontrolü yapılır,
> Yaşam bulguları değerlendirilir,
> Hemen tıbbi yardım istenir (112),
> Bilinci yoksa hareket etmemesi sağlanır,
> Her hangi bir tehlike söz konusu ise düz pozisyonda sürüklenir,
> Baş-boyun-gövde ekseni bozulmamalıdır,
> Yardım geldiğinde sedyeye baş-boyun-gövde ekseni bozulmadan alınmalıdır,
> Taşınma ve sevk sırasında sarsıntıya maruz kalmaması gerekir,
> Tüm yapılanlar ve hasta/yaralı hakkındaki bilgiler kaydedilmeli ve gelen ekibe bildirilmelidir,
> Asla yalnız bırakılmamalıdır.
(6)
YANIK, SICAK ÇARPMASI VE DONMADA İLKYARDIM
YANIKTA İLKYARDIM
Yanık nedir?
Herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır. Yanık, genellikle sıcak su veya buhar teması sonucu meydana geldiği gibi, sıcak katı maddelerle temas, asit/alkali gibi kimyasal maddelerle temas, elektrik akımı etkisi ya da radyasyon nedeni ile de oluşabilir.
Kaç çeşit yanık vardır?
1- Fiziksel yanıklar:
> Isı ile oluşan yanıklar,
> Elektrik nedeni ile oluşan yanıklar,
> Işın ile oluşan yanıklar,
> Sürtünme ile oluşan yanıklar,
> Donma sonucu oluşan yanıklar,
2- Kimyasal yanıklar:
> Asit alkali madde ile oluşan yanıklar
Yanığın ciddiyetini belirleyen faktörler nelerdir?
> Derinlik,
> Yaygınlık,
> Bölge,
> Enfeksiyon riski,
> Yaş,
> Solunum yoluyla görülen zarar,
> Önceden var olan hastalıklar.
Yanıklar nasıl derecelendirilir?
1. derece yanık: Deride kızarıklık, ağrı, yanık bölgede ödem vardır. Yaklaşık 48 saatte iyileşir.
2. derece yanık: Deride içi su dolu kabarcıklar (bül) vardır. Ağrılıdır. Derinin kendini yenilemesi ile kendi kendine iyileşir.
3.derece yanık: Derinin tüm tabakaları etkilenmiştir. Özellikle de kaslar, sinirler ve damarlar üzerinde etkisi görülür. Beyaz ve kara yaradan siyah renge kadar aşamaları vardır. Sinirler zarar gördüğü için ağrı yoktur.
Yanığın vücuttaki olumsuz etkileri nelerdir?
Yanık, derinliği, yaygınlığı ve oluştuğu bölgeye bağlı olarak organ ve sistemlerde işleyiş bozukluğuna yol açar. Ağrı ve sıvı kaybına bağlı olarak şok meydana gelir. Hasta/yaralının kendi vücudunda bulunan mikrop ve toksinlerle enfeksiyon oluşur.
Isı ile oluşan yanıklarda ilkyardım işlemleri nedir?
>  Kişi hala yanıyorsa paniğe engel olunur, koşması engellenir,
>  Hasta/yaralının üzeri battaniye ya da bir örtü ile kapatılır ve yuvarlanması sağlanır,
> Yaşam belirtileri değerlendirilir (ABC),
> Solunum yolunun etkilenip etkilenmediği kontrol edilir,
> Yanmış alandaki deriler kaldırılmadan giysiler çıkarılır,
> Yanık bölge en az 20 dakika çeşme suyu altında tutulur (yanık yüzeyi büyükse ısı kaybı çok  olacağından önerilmez),
>  Ödem oluşabileceği düşünülerek yüzük, bilezik, saat gibi eşyalar çıkarılır,
> Takılan yerler varsa kesilir,
> Hijyen ve temizliğe dikkat edilir,
> Su toplamış yerler patlatılmaz,( bül lerde patlatılmaz )
> Yanık üzerine ilaç ya da yanık merhemi gibi maddeler de sürülmemelidir,
> Yanık üzeri temiz bir bezle örtülür,
> Hasta/yaralı battaniye ile örtülür,
> Yanık bölgeler birlikte bandaj yapılmamalıdır,
> Yanık geniş ve sağlık kuruluşu uzaksa hasta / yaralının kusması yoksa bilinçliyse ağızdan sıvı (1 litre su -1 çay kaşığı karbonat -1 çay kaşığı tuz karışımı) verilerek sıvı kaybı önlenir,
> Tıbbi yardım istenir (112).
Kimyasal yanıklarda ilkyardım nasıl olmalıdır?
> Deriyle temas eden kimyasal maddenin en kısa sürede deriyle teması kesilmelidir,
> Bölge bol tazyiksiz suyla, en az 15-20 dakika yumuşak bir şekilde yıkanmalıdır,
> Giysiler çıkarılmalıdır,
> Hasta/yaralı örtülmelidir,
> Tıbbi yardım istenmelidir (112).
Elektrik yanıklarında ilkyardım nasıl olmalıdır?
> Soğukkanlı ve sakin olunmalıdır,
>  Hasta/yaralıya dokunmadan önce elektrik akımı kesilmelidir, akımı kesme imkanı yoksa tahta çubuk ya da ip gibi bir cisimle elektrik teması kesilmelidir,
> Hasta/yaralının ABC Si değerlendirilmelidir,
> Hasta/yaralıya kesinlikle su ile müdahale edilmemelidir,
> Hasta/yaralı hareket ettirilmemelidir,
> Hasar gören bölgenin üzeri temiz bir bezle örtülmelidir,
> Tıbbi yardım istenmelidir (112).
SICAK ÇARPMASINDA İLKYARDIM Sıcak çarpması belirtileri nelerdir?
 Yüksek derece ısı ve nem sonucu vüfcut ısısının ayarlanamaması sonucu ortaya bazı bozukluklar dkar. Sıcak çarpmasının belirtileri şunlardır:
 Adale krampları
 Güçsüzlük ,yorgunluk
 Baş dönmesi
 Davranış bozukluğu,sinirlilik hali
 Solgun ve sıcak deri
 Bol terleme ( daha sonra terleme azalır )
 Mide krampları ,kusma ,bulantı
 Bilinç kaybı , hayal görme
 Hızlı nabız
 
Sıcak çarpmasında ilkyardım nasıl olmalıdır?
> Hasta serin ve havadar bir yere alınır,
> Giysiler çıkarılır,
> Sırt üstü yatırılarak, kol ve bacaklar yükseltilir,
> Bulantısı yoksa ve bilinci açıksa su ve tuz kaybını gidermek için 1 litre su -1 çay kaşığı karbonat -1 çay kaşığı tuz karışımı sıvı ya da soda içirilir.
 

Sıcak Çarpmasında risk grupları var mıdır?
Sıcak çarpması için bir risk grubu bulunmamakla beraber, diğer hastalık ya da yaralanmalar için hassas olan kişiler, sıcaktan da diğer kişilere göre daha çok etkilenirler. Bu kişiler;
 
 Kalp,tansiyon,diyabet,kanser gibi kronik hastalıkları olanlar
 Obez veya kaşektik olanlar
 Psikiyatrik  rahatsızlığı olanlar
 Böbrek hastaları
 65 yaş üstü , 5 yaş altı kişiler
 Hamileler
 Sürekli bilinçsiz diyet uygulayanlar
 Yeterince su içmeyenler
 
Sıcak yaz günlerinde sıcak Çarpmasından korunmak için alınması gereken önlemler nelerdir?
> Özellikle şapka, güneş gözlüğü ve şemsiye gibi güneş ışığından koruyacak aksesuarlar kullanılmalıdır,
> Mevsim şartlarına uygun, terletmeyen, açık renkli ve hafif giysiler giyilmelidir,
> Bol miktarda sıvı tüketilmelidir,
> Vücut temiz tutulmalıdır,
> Her öğünde yeteri miktarda gıda alınmalıdır,
> Gereksiz ve bilinçsiz ilaç kullanılmamalıdır,
> Direk güneş ışığında kalınmamalıdır,
> Kapalı mekanların düzenli aralıklarla havalandırılmasına özen gösterilmelidir.
DONMALARDA İLKYARDIM
Donuk belirtileri nelerdir?
Aşırı soğuk nedeni ile soğuğa maruz kalan bölgeye yeterince kan gitmemesi ve dokularda kanın pıhtılaşması ile dokuda hasar oluşur. Donuklar şu şekilde derecelendirilir;
Birinci derece: En hafif şeklidir. Erken müdahale edilirse hızla iyileşir.
> Deride solukluk, soğukluk hissi olur,
> Uyuşukluk ve halsizlik görülür,
> Daha sonra kızarıklık ve iğnelenme hissi oluşur.
İkinci derece: Soğuğun sürekli olması ile belirtiler belirginleşir.
> Zarar gören bölgede gerginlik hissi olur,
> ödem, şişkinlik, ağrı ve içi su dolu kabarcıklar (bül) meydana gelir,
> Su toplanması iyileşirken siyah kabuklara dönüşür.
Üçüncü derece: Dokuların geriye dönülmez biçimde hasara uğramasıdır.
>  Canlı ve sağlıklı deriden kesin hatları ile ayrılan siyah bir bölge oluşur.
Donukta ilkyardım nasıl olmalıdır?
> Hasta/yaralı ılık bir ortama alınarak soğukla teması kesilir,
> Sakinleştirilir,
> Kesin istirahata alınır ve hareket ettirilmez,
> Kuru giysiler giydirilir,
> Sıcak içekler verilir,
> Su toplamış bölgeler patlatılmaz, bu bölgelerin üstü temiz bir bez ile örtülür,
> Donuk bölge ovulmaz, kendi kendine ısınması sağlanır,
>  El ve ayak doğal pozisyonda tutulur ( eller yumruk yapılmışsa ve ayaklar büzülmüş ise açılmaya çalışılmaz),
> Isınma işleminden sonra hala hissizlik varsa bezle bandaj yapılır,
> El ve ayaklar yukarı kaldırılır,
> Tıbbi yardım istenir (112).
(7)
KIRIK, DIKIK VE BURKULMALARDA İLKYARDIM
Kırık nedir?
Kırık, kemik bütünlüğünün bozulmasıdır. Kırıklar darbe sonucu ya da kendiliğinden oluşabilir. Yaşlılık ile birlikte kendiliğinden kırık oluşma riski de artar.
Kaç çeşit kırık vardır?
Kapalı kırık: Kemik bütünlüğü bozulmuştur. Ancak deri sağlamdır.
Açık kırık: Deri bütünlüğü bozulmuştur. Kırık uçları dışarı çıkabilir. Beraberinde kanama ve enfeksiyon tehlikesi taşırlar.
Kırık belirtileri neler olabilir?
> Hareket ile artan ağrı,
> Şekil bozukluğu,
> Hareket kaybı,
> Öd